0-6 YAŞ ARASINDAKİ ÇOCUKLARDA PSİKOSOSYAL GELİŞİM

0-18 ay arasındaki bebekler anne ya da bakıcılarının davranışlarında güvenilebilirlik sezdikleri zaman onlara karşı temel bir güven duygusu geliştirirler. Örneğin, bebek ağladığı, acıktığı ve altını ıslattığında, annesine yada kendisine bakan kişiyi yanında bulmazsa ona karşı bir güvensizlik duygusu geliştirir. Eğer bir çocuk annesi yanından ayrıldığında gereksiz bir korkuya kapılmaksızın sakin bir vaziyette durabiliyorsa, bu onun annesine karşı temel güven duygusu geliştirdiğinin bir göstergesidir. Aksi halde, bebek ihtiyacı olmasa bile annesi yanından ayrılır ayrılmaz ağlamaya başlar. Bura da “sana güvenmiyorum, beni bırakıp gideceksin, daha önce de böyle yapmıştın” mesajı vardır.

18 ay ile 3 yaş arasındaki dönemde haz kaynağı dışkı bölgesidir. Bu dönemde önemli olan iki kavram tutma ve bırakmadır. Bu dönemde tuvalet eğitiminin verildiği dönemdir. Erikson bundan “tuvalet eğitimi savaşları şeklinde söz etmektedir. Tuvalet eğitiminde cezalandırıcı ve utandırmaya yönelik bir tutum izleyen ana babalar, çocuğu utanma ve şüphe duygularına yöneltmektedir. Aşırıcı koruyucu, kısıtlayıcı ve cezalandırıcı ana baba tutumu da çocukta özerkliğin gelişmesini engelleyecektir.

Aynı zamanda bu dönem inatçılık dönemidir. Bu dönemde çocuklar inatla bir şeyi ellerine alır, inatla onu savunur ve korurlar. İstemedikleri şeyleri de inatla fırlatır, atarlar. İstemedikleri şeyi tutturmak da istedikleri şeyi ellerinden almak da zor olur. Çocuklar genellikle bu iki davranışı birbirlerinden ayırmazlar. Yani çocuk hem alır hem atar. Şimdi aldığı bir şeyi hemen atabileceği için anne babalar çocuğun tam olarak ne yapmaya çalıştığını anlamakta zorlanabilirler.

3-6 yaş arasındaki dönemde ise çocuk kendisinin ve aile üyelerinin rollerini daha açık bir şekilde kavramaya başlar. Çevresindeki bireylerle yakın ilişkiler kurar. İhtiyaçlarını karşılarken daha aktif ve saldırgandır. Cinsiyet organları konusunda bazı meraklarını gidermek çabasındadırlar.

Bu yaşlardaki çocuklar, motor becerileri geliştiği için sosyal ilişkilere daha fazla katılırlar. Bunun yanı sıra merak ve araştırma duygularını tatmin etmek için çeşitli faaliyetlerde bulunurlar. Bu faaliyetlerde başarısız olurlarsa suçluluk duygusu geliştirebilirler. Çocuğun yaptığı işlerin yetişkinler tarafından engellenmesi ve anne babanın yanlış eğitim yöntemleri kullanması da, çocuğu suçluluk duygusuna yönelten etkenler arasındadır.

Doğumdan itibaren ilk 5 ayda çocuk kimseye bağlılık geliştirmemiştir. Bu dönemde çocuk yabancılara ve kendini besleyen herkese gülümser. 5 ay civarında çocuk kendisine bakan annesiyle özle bir bağlantı kurmaya başlar, bağlılık dereceli olarak gelişir

Çocuğun sosyal ilişkilerinin temelinde bilişsel gelişimin önemi büyüktür. Çünkü nesnelerin sürekliliği kavramı gelişmeden çocuk annenin ve babanın her zaman aynı kimse olduğunu kavrayamaz, dolayısıyla da bağlılık geliştiremez.

5-10 ay arası çocuk kendine bakan kimseye (genellikle anne) özel bir bağlılık geliştirmeye başlar. Baba, bakıcı, büyük anne, abla ağabey gibi kimseler çocuğun bağlandığı kişiler arasına girer ancak bu kimseler annenin yerini alamaz. En kuvvetli bağı anneyle kurmuştur.

2-5 yaş arasındaki çocuk kendi girişimleriyle ve diğerlerinden bağımsız olarak işler becermeye çalışır. Giyeceğini kendi seçmeye çabalar, ayakkabısını kendi bağlamak ister, sokakta çıkıp oynamak ister. Bedensel gelişimi ve dil olanakları çocuğun çevresiyle daha bağımsız ilişkiler kurmasına olanak verir. Bu dönemde çocuğun isteklerine tümüyle uyan anne babalar çocuğun sınır tanımayan istekleriyle karşılaşabilirler.  Bu dönemde anne baba çocuğa bir derece özgürlük tanıyarak kendi istediklerini yapmasına olanak sağlamalı fakat bunu ölçülür bir biçimde yapmalıdır. Çocuğu başıboş bırakmamalıdır, dengeyi kurmalıdır.

Bu dönemde bağımlılık davranışı pek kendini göstermez. Çocuk sanki annesine hiç gerek duymuyormuş gibi hareket eder ama zor bir durumla karşılaştığında ilk olarak anneden yardım ister. Bir yandan anne desteğine gereksinim duyarken bir yandan da bağımsız bir birey olarak kendi istediğini yapma eğilimindedir.

Bu dönemde çocuğun sosyal gelişiminin önemli bir parçası olan oyun davranışlarında da gelişme görülür. Daha öncesinde etrafında gördüğü her oyuncağa saldıran ve başkasının oyuncağı kavramını anlamayan bebek, bu dönemde paralel oynayan çocuk durumuna gelir. Paralel oyunun özelliği, her çocuğun kendi oyununu diğer çocuğun oyununa karışmadan, onun yanı sıra oynamasıdır.

 

Bu yazı Erikson’un Psikososyal Gelişim Kuramı temel alınarak ve Doğan Cüceloğlu’nun İnsan ve Davranışı isimli kitabından faydalanarak hazırlanmıştır.

 

Bu yazı YAZILAR kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir