ANNE VE BABA OLMAK


ANNENİN ÇOCUĞUN YAŞAMINDAKİ ÖNEMİ

Yaşamının ilk yıllarında anneyle kurulan iletişim, çocukta güven ve güvensizlik duygularının oluşmasına neden olur. Anne bebeğin isteklerine karşı duyarlıysa, sürekli ve tutarlı biçimde ihtiyaçlarını karşılıyorsa, bebekte güven duygusu gelişecektir. Anne, bebeğin etkileşime girme isteklerini reddediyorsa ve ihtiyaçlarına zamanında cevap vermiyorsa bebek güven duygusundan yoksun kalır. Böylece kendine ve çevresine güvenmeyen bireyler yetişir. Bebekle annesi arasındaki ilişkiden doğan güven duygusu, onun gelecekte diğer insanlarla kuracağı ilişkilerin temelini oluşturur.

Çocuktan gelen işaretlere olumlu tepki verip, sağlıklı bir etkileşim ortamı hazırlayan; ara sıra sinirlilik belirtisi gösterse de genellikle çocuğun bakımı ve ihtiyaçlarını karşılama konusundaki sorumluluğu üstlenen; çocuğun üzerinde doğrudan bir denetim kurmaya çalışmayıp, onun özerkliğine saygı duyan bir anne tutumuyla yetişen çocuk, sağlıklı bir birey olarak gelişim gösterecektir.

Kendi arzularını ön planda tutan ve çocukla ilişkisine kendi ruh haline göre yön veren ve kendiyle fazlasıyla meşgul olduğu için çocuğun iletişim girişimlerini çoğunlukla fark etmeyen annelerin çocukları; hırçın, içe kapanık, konuşmayı çok sevmeyen, muhatabı ile göz teması kuramayan özellikleri ile dikkat çekerler.

Bazı anneler ise yoğun bir şekilde öfke duygusuna sahip oldukları için, bu duyguları, çocuğa olan sevgilerini gölgede bırakabilir. Çocuğa öfkelenir ve ceza vererek çocuk üzerinde denetim sağlamaya çalışırlar, çocuğu kucağına alıp okşamaz ve onunla tensel temas kurmazlar. Böyle anne sevgisinden ve ilgisinden yoksun büyüyen çocuklarda, duygusal açlık görülür. Yapılan araştırmalar, anneleri tarafından isteksiz bir şekilde kucağa alınan bebeklerin, elleri ve ayaklarıyla irkilme tepkisi gösterdiklerini ortaya koymaktadır.

Çocuğun o anki ruh halini veya etkinliğini tam olarak dikkate almadan, kendi arzuları ona zorla benimsetmeye çalışan anneler de vardır. Annenin, çocuğun potansiyelini hiçe sayarak ortaya koyduğu beklentiler karşısında başarısızlığa uğrayan çocuk, hem kendi gözünde değersizleşir hem de cesareti kırıldığından dolayı başarı için çaba göstermez. Bu gruptaki bazı annelerin aşırı müdahaleci tavrı, çocuğun kendi kendini yöneten özerk bir birey olmasını engeller.

Bir anne çocuğuna maksimum derecede verimli olabilmek için mümkün olduğunca mutlu ve ruhsal olarak sağlıklı olmalıdır. Bu çocuk için oldukça önemlidir. Anne kişisel yaşamında, eşiyle olan ilişkilerinde ve iş yaşamında mutluysa, çocuğuna karşı olan tutumu da olumlu olacaktır. İlgili anne olmak, hayatını çocuğuna endeksleyerek yaşamak olarak algılanmamalıdır. Anne kendi için de bir şeyler yapmalı, uğraşlar edinmeli, yeni şeyler öğrenmelidir.  Ev işleri ve çocuk bakımı dışında hiçbir uğraşı olmayan, özel yaşamında mutsuz olan bir annenin çocuğuna olan tahammülü az ve tavırları olumsuz olabilir.

Çalışan Anneler:

Bir annenin çalışıyor olması, çocuğuyla etkili şekilde iletişim kuramayacağı anlamına gelmez. Çalışan annelerin yapacağı en büyük hata; çalıştığı ve çocuğa fazlaca vakit ayıramadığı için suçluluk duygusuna kapılıp çocuğun her istediğini yaparak onu şımartması olacaktır. Çalışan bir anne, zamanını etkili biçimde kullanabilir, çalışmadığı zamanlarda çocuğuyla kaliteli zaman geçirebilir.  Çocukla çeşitli aktiviteler yapmanın yanı sıra bir anne mutfakta yemek yaparken bile çocuğuyla olan birlikteliğini sürdürebilir.

BABANIN ÇOCUĞUN YAŞAMINDAKİ ÖNEMİ

Çocuk gelişiminde, her ne kadar ön planda olan hep anne gibi görünse de, babaların çocuk için ayrı bir önemi vardır. Baba ailenin yalnızca maddi ihtiyaçlarının karşılanması sürecinde değil, ailenin duygusal desteğinin sağlanması ve onların sevgi ihtiyacının karşılanmasında da rol oynar.

Babalar da çocuklarıyla çok güçlü sevgi ve şefkat bağları geliştirirler. Babanın bebek ile olan bağlılığı, anneninkinden biraz daha farklıdır. Baba genellikle eşine ve çocuklarına karşı koruyucu bir yaklaşım içerisindedir ancak çocuğun beslenme ve bakımını anne, babadan daha çok üstlenir. Her şey iyi giderken babalar çocuklarına karşı son derece duyarlı ve ilgilidir, ancak çocuk ağlamaya başladığında, niçin ağladığını anlayan kişi genellikle annedir. Bebekler de stres durumlarında babadan çok anneyi tercih ederler.

Yeni doğan bir bebek anneyi kendi bedeninin bir uzantısı olarak algılar yani kendinden farklı görmez.  Baba, çocuğu yoğun yaşanan anne-çocuk bağlılığından koparıp, onun dış dünyaya açılmasını sağlar.

Baba çocuk için hem bir sevgi nesnesi hem de örnek alınacak kişidir. Özellikle erkek çocuklar için baba, kişilik gelişiminde kendiyle özdeşleştirdiği bir modeldir. Babayla yaşanan ilişki, ileriki yıllarda erkek ve kız çocukların cinsel kimliklerinin gelişiminde de önemli rol oynar.

Çocuk cinsel gelişimini gözlem, taklit ve özdeşleşme yollarıyla oluşturur. Karşısındaki sağlıklı modelin tavır ve hareketler çocuğun cinsel kimliğini tanıması ve geliştirmesi için başvurduğu ilk ve en yakın yoldur. Erkek çocuk cinsel kimliğini tanımak için babasını ya da yakındaki bir örneği taklit eder. Babalarıyla yeterince birlikte olamayan, dolayısıyla ‘’özdeşleşme’’ sürecini yeterince yaşayamayan çocukların cinsel kimlik geliştirirken baba modelinden mahrum büyümeleri olumsuz bir etkendir. Böyle durumlarda nadiren de olsa, erkek çocuğun özdeşim modeli olarak anneyi almasından dolayı cinsel kimlik sapması yaşadığı, kendisini anneyle özdeşleştirerek, zaman zaman annesinin makyaj malzemesini kullandığı ve onun davranışlarını taklit ettiğini gösteren örnekler vardır.

Kız çocukları için ise baba modeli, karşı cinsi tanıması ve karşı cinse karşı tavırları konusunda ipucu verir. İlgili bir baba, kız çocuğunun karşı cinse duyduğu güveni arttırırken, çocuğun baba sevgisi ve ilgisi hissetmesi kendine olan güvenini de arttırır.

Baba ailenin toplumla ilişkilerini kuran bir köprü konumundadır. Bu nedenle çocuğun sosyal gelişiminde ve özgüven kazanmasında önemli rol oynar. Baba ile ilişkisi sağlıklı olan, babasından sevgi ve ilgi gören çocuğun kendisiyle barışık, okulda başarılı, arkadaşlarıyla uyumlu ve liderlik yapısının gelişmiş olduğu gözlenir

Baba bir arkadaş, çocukla bir şeyler yapan, onunla oyun oynayan, ona bir şeyler öğreten, dikkat eden, çocuğun okul çalışmalarında ona yol gösteren, okul ödevlerine yardım eden, ahlaki yönelişini biçimlendiren, standartları gösteren, çocuğu eğiten, çocuğun kendisine model olarak alıp taklit edebileceği bir yoldaştır.

Baba güvenin simgesidir. Babanın yokluğu çocukta bazı korkulara, güvensizlik belirtilerine ve sosyal gelişimde gecikmelere neden olabilir. Babalarıyla yakın ilişki kuran çocukların daha güvenli çocuklar oldukları bilinmektedir.

Farklı oyuncaklar, pahalı hediyeler almak, iyi bir baba olmak anlamına gelme. İyi Bir Baba: Çocuğunu iyi tanır; çocuğunun fiziksel ve duygusal ihtiyaçlarını karşılayabilir; çocuğunun ne istediğini bilir; çocuğunun yaşına göre ve gelişimine göre olan çizgisini takip edebilir; onunla birlikte vakit geçirmekten keyif alır. 

ANNE VE BABALAR İÇİN BAZI ÖNERİLER

  • Çocuğa sevgi, ilgi gösterin ve zaman ayırın. Çocuğa gösterilen sevgi ve ilgi sonucunda çocuk kendisine değer verildiğini, sevildiğini hisseder ve mutlu olur.
  • Çocuğa sevginizim içten, sıcak, yalın ve koşulsuz olduğunu gösterin.
  • BABALAR; Bebeklik döneminde, bebeğin bakımına katılın. Bebeğin sağlığı, beslenmesi, temizliği, ağladığında sakinleştirilmesi ve tüm ihtiyaçlarını karşılamasında görev alın. Bu ilişki daha sonraki sürecek olan sağlıklı ilişkinin önemli bir parçasıdır. Erken gelişim yıllarından itibaren çocuklarıyla ‘’tensel temas’’ içerisinde olan, onları kucaklayan babaların çocukların ilerideki okul başarılarını olumlu etkiledikleri saptanmıştır.
  • Çocuğu olduğu gibi kabul edin, başkalarıyla kıyaslamayın.
  • Çocuğun çabalarını, olumlu davranışlarını destekleyin, başarısızlıkları karşısında sabırlı, sakin, yapıcı olun.
  •  Çocuğun hayatınızdaki önemini, ona ifade edin
  • Çocuğunuz üstünde otorite kurmaya çalışmayın çünkü, çocuğu otorite ile değil sevgiyle şekillendirebiliriz.
  • Çocuğunuza öyle bir güven duygusu verin ki, zor anlarında bunu başkalarıyla değil, sizinle paylaşsın.
  • Çocuğunuzun sizden farklı olduğunu, onun da kendi kararları olabileceğini unutmayın ve onun isteklerine saygı duyun, onu dinleyin.
  • Çocuğunuzun önünde iyi bir rol model olun, ona sözlerinizle değil, doğru davranışlarınızla örnek olun. Bu hatasız olmak anlamına gelmez ama çocuğun önünde bir hata yaptıysak bunu da kabul edip özür dileyebilmek gerekir.
Bu yazı Psikolog Merve Öz Ünlü tarafından,  Haluk Yavuzer ve Osman Abalı’nın kaynaklarından yararlanılarak hazırlanmıştır.
Bu yazı YAZILAR kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir